Blog Arşivleri
Bilgisayar, sağlığımızı ne kadar tehdit ediyor?
Biraz teknik bilgiler vererek yazıya başlayalım ve daha sonra bu bilgileri insan sağlığı ile ilişkilendirelim. Bugün bu yazıyı okuyanlar da benim kadar olmasa bile, bilgisayarın başında baya zaman geçiriyorlar ve bilerek ya da bilmeyerek kendi sağlıklarını riske atıyorlar. Çünkü belirli kurallara uyulmadan kullanılan bilgisayar sağlık yönünden insana epey zarar veriyor. “Ben bu kadar zarar verdiğine inanmıyorum” diyenler olabilir. Özellikle bu şekilde düşünenlerin aşağıdaki bilgileri daha dikkatli okumalarını öneririm.
Bilgisayarı oluşturan temel bileşenlere baktığımızda ekran ve kasa içindeki parçaları incelememiz gerekir. Ekran(monitör) bu parçaların en etkin olanlarından biridir. Vücuda verdiği zararların ilki, bedeni statik elektrik yükü ile yüklemesidir. Bu topraklanmazsa vücutta biriken elektrik; yorgunluk, uykusuzluk, sinirlilik hali verdiği tıbbi araştırmalarla kanıtlanmıştır. İkinci zarar ise radyasyondur ki bu zarar insan vücudunda telafisi mümkün olmayan hasarlara yol açmaktadır. Ekranda görüntü elde etmek için kullanılan metotların hiçbiri henüz sağlıklı değildir. Bu elektromanyetik radyasyona “elektron tabancası” dediğimiz ve “katot tüpü”nün arkasında monitörün içinde bulunan parça, tam anlamıyla bir “X ışını” yani “röntgen cihazı” gibi çalışarak destek olur.
Ayrıca ekranların bir diğer zararı, kullandıkları renk skalası yüzünden özellikle oyunlarda beyni yormalarıdır. Özellikle 0–6 yaş grubundaki çocukların uzun süre televizyon yada bilgisayar başında kalmaları sonucu göz bozuklukları ve yoğunlaşma sorunu yaşadıkları bilinmektedir.
Normal bir ekran saniyede 70Hz dediğimiz bir hızda titreşir ve görüntüsünü tazeler. Oysa sağlık için alt sınır 100Hz’dir. Bu TV’ler için de böyledir. Daha düşük hızlarda bozulmaya yüz tutan flüoresan lambalar gibi gözleri ciddi anlamda yorarlar.
Ekran dışında, kullanılan merkezi işlem birimi (işlemci) yani CPU içinde sürekli elektrik akımı gezen ve manyetik alanı son derece güçlü olan bir parçadır. Keza hard disklerin de en yavaşı bile dakikada 5400–7200 kez döner. Basit bir hesaplamayla bunun saniyede 100 kez dönüşe tekabül ettiği düşünülürse oluşturduğu manyetik alanı siz düşünün.
Elinizin hemen altındaki klavye ve fare ise her hareketinizde elektriksel sinyal gönderir. Aynı şekilde uzun süreli klavye ve fare kullanımı maalesef bilekleri ve eli deforme etmektedir.
Bu bilgilerden sonra şöyle bir soruya cevap vermek gerekirse; Her yanımız cep telefonları ve elektrikli aletlerle çevrili. Gerçekten zararlı olsa uzmanlar uyarmaz mıydı?
Cevap: Aslında uyarıyorlar. Hem de seslerinin tüm gücüyle. Kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarının manyetik alanın zayıflattığı bünyelerde oluştuğunu söylüyorlar. Mesela çoğumuzun kullandığı Bluetooth kablosuz bağlantı için HP firmasının resmi kitapçığı “Lütfen sağlığınız için bir metreden kısa mesafede Bluetooth kullanmayın” diyor. Oysa bir notebook bilgisayarda siz 30 cm’den kullanıyorsunuz cihazı. Peki, neden manyetik alan bu denli zararlı? Çünkü bedenin emir komuta ve iletişimde kullandığı temel dili elektro-kimyasal. Güçlü manyetik alanların bu hassas iletişimi zedelediği biliniyor.
Çok kötümser bir tablo çiziyorsunuz. İnsanlar teknoloji kullanmasın mı? Günümüzde teknolojisi geri kalan bir ülke yarışta yenilmeye mahkûm.
Cevap: Gerçekten de söylediğimiz teknolojinin terk edilmesi değil. Bunun yerine sağlıklı kullanım için gereken kurallara ve önerilere uyulması. Nedir bunlar? Mesela eğer bütçeniz yetiyorsa LCD dediğimiz ince ekranlardan alın. Bunun radyasyon seviyesi daha düşüktür. Bilgisayar kasanızı bedeninizden uzak tutun. Kabloları mümkün olduğunca uzun tutarak çevrenizdeki boş alanı uzatın. Notebook PC’leri asla ve asla kucağınızda, dizinizin üstünde kullanmayın. Bilgisayar masanızı metal aksamdan değil ahşap ve elektrik yükü tutmayacak şekilde oluşturun. Bilgisayarınızın bağlı olduğu prizi mutlaka topraklı yaptırın. Günde bir kaç saatten fazla -eğer işiniz gereği mecbur değilse- keyif, oyun ve web gibi zorunlu olmayan aktiviteler için PC karşısında zaman harcamayın. Son olarak Piezzo elektrik etkileri ve bilinen tüm elektronik cihazlarda elektromanyetik alanı yakalama becerileri yüzünden (mesela radyo frekans ayarı, mikroçip üretimi vs.) kullanılan kristalleri özellikle ametist kristalleri kullanmanızı ve bilgisayarınızın yakınına koymanızı önereceğim. Çevrelerindeki elektriksel yükleri toplamaları nedeniyle belli aralıklarla deniz suyuyla topraklandıklarında elektrik yükleri sıfırlanarak gereken koruma alanını sağlayacaklardır.
Sağlığınızı korumak tamamen sizin elinizde…
Bilgisayarın çocuklar üzerinde etkileri
Daha yakın zamana kadar çocuklarımızın televizyonu çok izlediklerinden şikâyet ederken son dönemlerde ise çocuklarımızı bilgisayar başından kaldıramadığımızdan, internette çok dolaştıklarından ve çok fazla oyun oynadıklarından şikâyet etmeye başladık…
Bu durum bilgisayar ve internetin her eve girmesi ve neredeyse her mahalle arasına bir internet kafenin açılmasından sonra başladı. Bilgisayar yan ürünlerinin artması, bilgisayara çok daha kolay ulaşılabilmesi, fiyatların ucuzlaması da bunlara etken sayılabilir.
Teknolojinin ilerlemesine paralel olarak; getireceği zararlardan özellikle çocuklarımızı nasıl uzak tutup koruyabileceğimiz günümüzde üstünde dikkatle ve ciddiyetle durulması gereken bir sorun haline gelmiştir. Bilgisayar eğitiminde bilgisiz ve gerekli bilgisayar okur-yazarlığından yoksun ebeveynler ve işletmeciler nedeniyle bu sorun ülkemizde her geçen gün katlanarak da büyümektedir.
Bizden bir önceki kuşak – bizim kuşakta dahil edilebilir- bilgisayar ile tanışamamamızın eksikliğini, her şeyimiz olan çocuklarımıza bilgisayar alarak, onları bizzat kendi elimizle internet kafelere götürerek telafi etmeye çalışıyoruz. Bu tutum elbette ki imkanı olan aileler için yerinde bir davranıştır. Çocuklarımızı günümüzün gereği olan teknoloji ile tanıştırmak ve bu teknolojiyi onların kullanmalarını sağlamak, gereken yöntemler ve kurallar uygulandığı sürece çok güzel bir olanak. Bilgisayar ile tanışmak, her ne kadar çocukların bilgisayarı öğrenmelerini, kendilerini geliştirmelerini, risk almayı, sabırlı olmayı, düşünmelerini sağlasa da, kontrol edilmediği takdirde çocuğun gelişimini oldukça kötü yönde etkileyebilmektedir. Benim değinmek istediğim asıl mesele ise budur.
Bilgisayar kullanan çocuk; kullanma yöntemleri ve kuralları belirlendiği takdirde, kişisel gelişimini artırır, teknolojik ürünleri daha rahat kullanır, düşünmeyi öğrenir, araştırma becerisini geliştirir. Bilgisayarın hâlihazırda bir çok kişi tarafından asıl manasıyla kullanılmadığını varsayarsak bu konunun önemi biraz daha artar.
Öncelikli olarak çocuğun bilgisayarla doğru yaşta tanıştırılması gereklidir. Uzmanlar daha çok onlu yaşlarda bilgisayarlarla tanışmanın daha doğru olacağını belirtmektedirler. Daha erken yaşlarda çocuk gelişimini olumsuz etkilemekte, çocuğun hayal dünyasını değiştirmekte, kolaycılığa alıştığını belirtmektedirler. Özellikle bu yaşlarda tek başına bilgisayar kullanmasına izin verilen çocuklarda, ileriki yaşlarda kişilik bozuklularının görüldüğü bilinmektedir.
Bilgisayar, çocuğun kendi başına bırakılacağı bir oyuncak, ya da akşam eve gittiğimizde çocukları başımızdan gitmesini sağlayarak rahatça televizyon seyretmemizi ya da kafamızı dinlememiz için boş vakit bulmamızı sağlayan bir araç olarak asla görülmemelidir.
Çocuğumuza bir bilgisayar aldıktan sonra, onu bilgisayarla baş başa bırakmaktansa, ona bilgisayarın nasıl kullanacağını öğretmeli ya da bir öğretici bulmak, bilgisayarı verimli kullanmanın ilk adımıdır. Çocuğumuza bir bilgisayar alarak sorumluluğumuz bitmemektedir ve hatta daha yeni başlamaktadır. Çocuk, bilgisayar ile oyun oynarken, internette iken veya yardımcı programlarla ders çalışır iken mümkünse yanında bulunmak ve onunla birlikte bu aktiviteleri gerçekleştirmek daha doğru bir davranıştır.
Bilgisayar ile çocuğumuzun ders çalışması konusunda ise, yeterince Türkçe kaynak piyasada mevcuttur. Sınavlara giriş setleri, İngilizce eğitim setleri, ders konularını takviye edici setler bilgisayar firmalarında, kitapevlerinde satılmaktadır. Bu setler bilgisayarın ses, görsellik gibi özelliklerini kullanarak hazırlandığı için oldukça öğretici olmakla birlikte, çocuğun tekrar yapmasına da imkân vermektedir. Son dönemlerde özellikle Milli Eğitim Bakanlığının başlattığı kampanyalarla okullarda neredeyse bütün dersler internet üzerinden yayınlanmakta ve desteklenmektedir.